-
(sonsuzlugayolcu gönderdi)
Mayıs 24, 2013 tarihinde gönderildi via KYOKO HAS A BLOG. with 9.519 yorum
Kaynak: brain-food
-
O değil de
Kim bana whatsapptan viberdan ekran görüntüsü atsa, hep iphone oluyor. Bir ben mi samsung kullanıyorum lan :D
-

-
Ders çalışmam gerektiğinin farkındayım ama sadece farkındayım. No icraat.
(otisakaman gönderdi)
-
Mayıs 24, 2013 tarihinde gönderildi via Rigor Mortis with 108.151 yorum
Kaynak: fornicating
-
2 yazılım var bugün. Ama kendimi berbatlıgın zirvesinde hissediyorum
En iyisi evde kalayım.
Hem “Böyle devam edersen sınıfta kalacaksın.” diyen annemi dinlerim. Ne güzel (!). -
Yine doktor
Doktora gitmesem şaşardım zaten
-
Ben bile kendimi anlamiyorken anlasilmayi beklemek,hayalden öte.
-
i hate when people think youre lying just because you laugh
(birbaykushikayesi gönderdi)
Mayıs 21, 2013 tarihinde gönderildi via *sneezes* with 46.758 yorum
Kaynak: vvorldwideweb
-
Hayat Ressamı
Normalde resim sergisine gittiğimiz söylenemez, ama bugün orası bizi çekti. Biraz dolandık içeride. Sonra Silifke Ressamı denilen Bahattin Erim’in resimlerine ayrılmış bir salona geçtik. Birbirinden güzel resimler olsa da bence en güzeli devasa boyutta olan 1940-1960 arası Göksu’yu ve Silifke’yi yansıtandı.



Tam bu resmin minyatürünü satın almış gidiyorduk ki arkadan yaşlı bir amcanın sesi geldi. Resmi övmeye başladı. Sonra da “Yaptığım en güzel resimlerden.” dedi. O an anladık onun ressam olduğunu. “Çocuklar biraz vaktiniz varsa size bu resimleri anlatayım tek tek, tabii isterseniz.” dedi. Biz de hemen atladık tabii.
Eskiden Silifke’nin simgelerinden biri sayılan bu değirmen, 1960’ta Bahattin amca Silifke’ye döndüğünde belediye tarafından yıkılmış. “O değirmende hayatımın en güzel anları geçmişti benim. Arkadaşımın babası orada çalışırdı. Biz de arada yardıma giderdik. Oradan suya atlamanın tadı bambaşkaydı. Sonra bir geldim, yıkmışlar değirmenimi. O an o gördüğünüz merdivenlerin oraya oturdum ağladım ve söz verdim. O değirmeni yaşatacağıma dair. 2006 yılında da sözümü tutabildim, bu resmi yaptım hafızamdan. Pek kimse hatırlamaz bu zamanları çünkü dikkat etmezlerdi. Bir fotoğrafı bile yok. Ama benim hafızam var ve onun sayesinde ölümsüzleştirdim bu anı.” dedi.
Başka resimlere geçtik, o anlattı biz dinledik. Böyle ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Sonra gülleri budayıp saksıya koyan bir kadının resminin önüne geldik. “Bu kadın bir ara gelmişti yanıma. Birkaç ay beraber yaşadık. Kimse sevmemiş onu. Baksana yüzüne, nasıl da mutsuz.Ben dikensiz bir gülüm derdi hep.”
Sonra gülümseyerek resme bakan bana döndü. “Ne güzel gülüyorsun sen. Aynı Cahide’m gibi. 17 yaşındayken matematik çalıştırırdım ona. Çok sevmiştim onu. O da aynı senin gibiydi, özellikle de gülüşü. Ama onun gözleri yeşildi.”.
“Keşke benim de gözlerim yeşil olsaydı.” dedim.
“O zaman sen sen olmazdın ki. Senin güzelliğin de bu.”
Bu da ona yazdığı şiir. Meğer amcamız aynı zamanda şairmiş de.
Bir gün eşi bu şiiri bulmuş. Hemen kıskanmış tabii “Kime yazdın bunu?” diye sormaya başlamış. Bahattin amca da Cahide’nin büyük ihtimalle öldüğünü söylemiş. “Ölmediyse de onu bulup sizi tanıştıracağım söz.” demiş de eşi anca öyle susmuş.
Sonunda bulmuş Cahide teyzeyi, eşiyle tanıştırmış. “O an onları görmeliydiniz çocuklar. İki yakın dost gibi sarıldılar öpüştüler. Normalde saç saça baş başa kavga edeceklerini, kıskanacaklarını sanır insan ama öyle olmadı işte. Rahmetli eşim beni hiçbir zaman utandırmadı. Ben de o gün onları yalnız bıraktım ve eşime bu şiiri yazdım:”
Daha ne hikayeler varmış. E tabii dile kolay 80 yıl. Amcamız da çapkınmış hani. Ama 1 defa aşık olmuş, o da eşine.
Bir kızları varmış. Yanlış hatırlamıyorsam adı Güzide’ydi. Hepinizin bildiği Akdeniz Akşamları şarkısı var ya, o şarkı Güzide’ye bestelenmiş, Güzide için yazılmış, kocası tarafından. Tabii adam sonradan ün, İstanbul falan derken karısını sadece sömürmüş, sonra da ayrılmışlar gitmiş.
Bunların dışında da o kadar hikaye o kadar şiir ve o kadar resmini anlattı ki bize. Adama haksızlık yapıldığını anladım. O Silifke Ressamı değil, Hayat Ressamı’ymış meğer. Öyle mutlu öyle güzel yıllar geçirmiş ki yazarak anlatılsa eksik kalırmış, o da çizmiş boyamış resimlerine aktarmış hayatını.
“Çocuklar dikkat edin. Önümde uzun bir ömür var diyip mutluluğu ertelemeyin. Mutlu olun, her zaman.”
O kadar harika bir adam ki, günün birinde evlendiğimde o adam gibi biriyle evlenmek isterim.
Umarım hep mutlu olur.
Ve umarım onunki gibi harika, mutlu bir hayat yaşayabilirim.